1 bardak kola, 1 saatte neler yapıyor?

Erhan Kocabaş tarafından yayınlanmıştır 25. Ağustos 2010 03:03

1 bardak kola içtiğinizde kanınıza 10 çay kaşığı kadar şeker giriyor. Yani almanız gereken günlük şeker dozunun yaklaşık 100 katı.

İSTANBUL - İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararı sekiz başlık altında şöyle özetliyor:

1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan 'fosforik asiddir'.

2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

 3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

6. Tekrar kolaya ve tatlılara saldırırsınız.

7. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir.

8. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

İlk motor olarak en uygun super sport hangisi?

Erhan Kocabaş tarafından yayınlanmıştır 16. Haziran 2010 03:22

                   İlk motorum’u alacaktım, bu işin ustalarına danıştığımda Öğrenmek ve tecrübe kazanmak için Honda CBR 125R, CBF 150’yi tavsiye ettiler. Hatta almaya karar bile vermiştim. Araştırmaya başladım, motorları yakından gördüm ve denedim ama hiç tatmin olmadım. Altımda bisiklet gibi duruyorlardı. İlk motorum böyle bişey olamaz diyerekten daha yüksek cc’li, ve kaslı birşey bakmaya başladım. Önümde 3 tane motosiklet vardı. Hyosung GT 250R, Yamaha YZF 125R ve Kawasaki Ninja 250R. Bu üç motor’u hem teknik olarak hem sağlamlık ve sorunsuzluk olarak araştırdım. İşte sonuçlar; Hyosung: Kaslı ve heybetli görünümünün altında çürük bir kalp var, yüksek hızlarda krank kırma ve parçalarının bozulup yolda bırakma potansiyeli çok yüksek, özellikle benim gibi uzun gezilere de katılma gibi bir isteğiniz varsa uygun olmayacak bir motosiklet. Hiç binmedim ama en az 6 ustaya Hyo alayım mı? diyer sordum. Hepsi kesinlikle alma dediler. hatta 2010 model  7 bin TL’ye 400 km’de buldum ama kesinlikle ustam alma dedi. Daha sonra Yamaha’ya bakmaya başladım. Çok sağlam bir motormuş, görünümü bebek R6 ve benim için oldukça tatmin ediciydi. fiyatı 2009 model  7 bin TL civarındaydı. Yine ustalar yok alma dediler 125cc den 1 haftada sıkılırsın. 120’ye basıyormuş abi desemde o yetmez sana dediler, gezilere falan da katılamazsın. ayrıca o hıza titreşimli bir şekilde ulaşıyor, hafif olduğu için de rüzgardan çok etkileniyor. Yamaha hayallerimde suya düştükten sonra biraz daha pahalı olan hem sağlam hem 250cc olan fakat binenin bırakmadığı ikinci el yok satan bir alet olan Kawasaki Ninja 250R'a bakmaya başladım.. toplam 8 motor sahibini de aradım gittim görüştüm üzerine bindim tamamiyle tatmin olmuştum.

          Uçma Anları :)

                   Motosiklet'e yeni başlayanların en büyük handikapı 600 lükle başlama sevdasıdır. Bana da oldu bitim kanlandı 600 RR ve Yamaha R6’yı gördükçe bu sefer onalara bakmaya başladım. 8 bin TL 250cc Kawasaki alacağıma biraz daha koyar 600 cc 2007 600RR alırım dedim. Hatta biriyle pazarlık bile ettim :) yine araştırmaya başladım “ilk motor 600 cc ” yazdım sonuçlar içimi kararttı, kimse alma yapılmaz alacaksan bile SS tarzı alma canına kıyma gibi yorumlar aldım. Birebir 600 RR ve R6 kullanıcılarıyla görüştüm ve almaktan vaz geçtim.. Ok gibi fırlayan bir makina benim gibi hayatında hiç vitesli motor kullanmayan  trafik tecrübesi olmayan biri için çok fazla olacaktır. (Şuan böyle söyleyenleri çok iyi anlıyorum iyiki almamışım)Hayal aleminden gerçek aleme döndüm.. 250cc’lerin kralı Kawasaki Ninja’ya bakmaya başladım ve 8.250 bin TL’ye aldım, aldığım kişi sağolsun 1 saat benimle ilgilendi ve öğretti, sonra kendim 2 saat çalışıp Fatih’ten Evim’e yani Levent’e kadar aldım getirdim motorumu. Çalınma riskli çok büyükmüş motorlarda, 50 TL’ye kapalı otopark’la anlaşıp koydum kızımı garaja. 
      

        Öğrenme turları


Akşamları işten hızlıca eve gidip motoruma kavuşmak için sabırsızlanıyorum akşamları çıkıp 2-3 saat dolaşıyorum önce ara sokaklarda başlayıp sonra Kağıthane-Eminönü-Kabataş-Beşiktaş-Levent istikametinde akşam turları atıyorum, bu turlar motoruma ve trafiğe alışmamı sağlıyor, bir sonraki gün kendime daha çok güvenerek ve daha çok zevk alarak dolaşıyorum ilk haftam bu şekilde amaçsız tabela nereyi gösterirse oraya giderek geçti, bu çok güzel bir duyguymuş :) amaçsız gezmek akşamları çok güzel :)

5 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Motosiklet

Motosiklet almaya karar Vermek: Nasıl karar verdim?

Erhan Kocabaş tarafından yayınlanmıştır 16. Haziran 2010 03:21
             Daha çok küçükken içimde başlayan sevgi.. tutku.. motosiklet resimleriyle büyüdüm, oyunlarını oynadım.. Fakat bir türlü alacak maddi imkanı ve cesareti kendimde bulamadım. İstatistiki araştırmalar yaptım, motosiklet kaza oranları arbalara göre 2 kat yüksek, kaza olduğunda yaralanma oranı da çok yüksek.. ama içimdeki motor sevdası  ve sağ duyu (hız yapmazsın birşey olmaz diyen) bu riskleri göze almamı sağladı. Annem çok karşı çıktı.. Bu yazıyı yazarken hala motosiklet aldığımdan haberi yok :) 4 gün sonra yanına motosikletimle gidip söyleyeceğim. Kız arkadaşım da çok karşı çıktı, onu da ikna yeteneğimi kullanarak rağzı ettim. İnsan çok almak istiyor ama bir sürü cesaret edemiyor, araba alırım o parayla ya da “Araba al rahat rahat git” diyen (Bütün tanıdıklarım) bir sürü insanla karşılaşabilirsiniz. Muhtemelen sizi alırken anlamayacaklardır ama aldıktan sonra size gıpta ile bakıp özeneceklerdir ;)
Artık motosiklet almak için tek engelim kalmıştı o da Hangi motor’u alıp kaç lira harcamayı göze alıyordum?

3 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Motosiklet

Motosiklet Blog'umun ilk yazısı

Erhan Kocabaş tarafından yayınlanmıştır 16. Haziran 2010 03:15
          Blogumda yeni bir kategori olarak motosiklet kategorisini açtım. Bu kategoriye  başlama nedenim , motor almaya karar verirken, verdikten sonra ve aldıktan sonra yaşadıklarımı anlatmaktır. Öncelikle kendimi tanıtayım, Ben 1985 Kocaeli  doğumlu, Sakarya üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden 2009 yılında mezun olmuş, şuan özel sektörde çalışan, araba kullanmayı bilen ama daha önce hayatında hiç motosiklete binmemiş biriyim.
            Forumlarda çok araştırdım , bir sürü zaman kaybettim, bilen bilmeyen herkes konuşuyor birşeyler söylüyor, faydalı bilgiler bulabileceğiniz bölümler yok değil ama çoğu zaman kaybolup gidiyorsunuz.. Bu blog yeni başlayan arkadaşlar için bir rehber niteliği taşımaktadır. Ben ustalaştıkça ve deneyim kazandıkça yazılarımı burada sizinle paylaşacağım, böylece geriye baktığımda neler yapmışım onu görecek ve yeni başlayan arkadaşlara yardımcı olabilmenin sevincini yaşayacağım..

4 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Motosiklet

Türkiye Bilişim Derneği Bilişim Yöneticileri Semineri ve yaşadıklarım

Erhan Kocabaş tarafından yayınlanmıştır 20. Nisan 2010 00:29

          Hafta sonu katıldığım Bilgi İşlem Yöneticileri Seminer’i hakkında yaşadıklarım ve anlatılanlar hakkında bilgi vermek istiyorum.
Öncelikle katılım öykümüzden bahsetmek isterim, beni Friendfeed de takip eden arkadaşların haberi olmuştur, http://www.fikiratolyesi.com ’un sahibi  Tunç  Kılınç’a TBD Seminer vermesi için teklifte bulunur , Tunç’ta ücret ister , TBD etkinliklerde ücret vermeyeceğini söyler, Tunç’ta 5 adet katılım davetiyesi ister, TBD uzun uğraşlar sonucu kabul eder. Tunç düşünür.. ve biletleri konuşmasında kullanmak üzere sosyal medya hakkında ki bir tespiti veya o seminerde neyi duyurmak istiyorsanız onu yazın #delitunc etiketiyle kampanya yapın en çok beğeni alan 5 kişi hem katılsın hemde onların söylediklerini seminerde anlatayım.

       Tunç’u fikir atölyesinden tanıyordum ve onunla çok tanışmak istiyordum ve birden kendimi bu yarışmanın içinde buluverdim. Kampanya çıkış feed’im “Sosyal medya insanı rezilde eder vezirde !”’ 'ydi Like sayımı arttırabilmek için Like verenler arasında çekilişle “Rakı+Şarap ve İki kişilik sinema bileti” vereceğimi duyurdum. Toplamda 116 Like aldım ve 6. olmuştum. Neyseki 5. olan arkadaşım Sanal Mutfak Mert hakkını bana devretti ve bu fırsatı yakalamış oldum.  Böylece seminer hikayem başladı.
        

        TBD’den Gülten Halıcı hanım bizlere çok yardımcı oldu, kendisi organizasyonun her aşamasında bizlerle birebir ilgilendi, her sorunumuzu çözdü, organizasyonun eksiksiz olması için çok çalıştı. Bu kadar iş bitirici bir kadın daha önce görmemiştim, sorun yok çözüm var :)

        Etkinlikte Türkiyenin önde gelen yazılım ve bilişim firmaları yer aldılar. Konuşmacılar’ın üzerinde durduğu başlıca konular ise şöyle: “Sosyal Medya,Düşünen sistemler , Web 3.0 , Veri Madenciliği ve sanal gerçeklik, ip v 6.0, Yazılım üreten Türkiye,Kamu yöneticilerinin yazılım ve arge işlerini özel sektöre yaptırması, İnsan-bilgisayar etkileşimi”. Bu konuları anlatmaya gerek yok çünkü google’ konu başlıklarını yazarsanız bir çok açıklama ve kaynak bulabilirsiniz. Gözlemlediğim birbaşka konu ise Sosyal medya hakkında firmaların çekimser davrandığı ve öğrenmek istediği oldu. Ayrıca önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bilişim alanında atılımlar yapacağını düşünüyorum.

        Tunç Kılınç’tan bahsedecek olursam, hayatımda örnek alabileceğim kimsem yoktu.. önceleri örnek aldıklarımın hedeflerine ulaşmıştım.. Tunç yeni örnek insanım :) Zekasına ve yaratıcılığına hayran kaldım. Bizi gülmekten yardı resmen. Fikirlerini her ortamda rahatça söyleyen biri. Aklıma gelen bir sözü“Başkasının hayatını yaşamayın, onların(aile vs..) gözünde iyi olmanız değil kendi gözünüzde yaptıklarınızın iyi olması ve mutlu olmanız önemli” Çok şeyi anlatıyor, çok.. Seminer veren bir başka değerli konuşmacı Burak Büyükdemir’di, her konuşmasında ayrı şeyler öğrendiğim ve sıkılmadan dinlediğim bir isim. Otel’in bahçesinde eşi ve küçük kızı ile beraber rast geldik. Kızı bir tatlı bir tatlı görseniz :)
       

         İbrahim,Tunahan,Demircan ve Gabriela ile mükemmel bir 5’li kurduk, okadar insanın arasından seçile seçile kafa dengi bu beş kişinin seçilmesi büyük şanstı kendi aramızda hayret edip durduk . İbrahim ile otelin Golf arabasını kaçırıp turlar attık gece oda servisini sömürdük, tadına bakmadık birşey bırakmadık.

         Etkinlik ile ilgili aklıma gelenler bunlar, sizlerin soruları olursa yorumlarınıza göre eklemeler yapabilirim.

3 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Bilişim Dünyası



Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Erhan Kocabaş Hakkında

Erhan Kocabaş 1985 yılında Kocaeli/Çınarlıda Doğdu.
Sakarya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden 2009 da mezun oldu.
Şuan Özel bir firmada Yazılım Mühendisliği yapmakta.
Erhan Kocabaş - MCPD MCTS

Son Yazılar

Son Yorumlar

Comment RSS